Glokom

Glokom Nedir ?

Göz küresel bir organdır. İçinin boş olması nedeniyle ve çökmemesi için bir basınca ihtiyacı vardır.Bu basınç içindeki saydam sıvı ile sağlanır.
Normal göz içi basıncı 6-21 mmHg değerleri arası kabul edilir. Bu basınç gün boyu değişkenlik gösterir. Gün içinde 5 mmHg lık basınç farkı glokom şüphesi uyandırır.
Her bünyenin basınca dayanıklığı farklılık gösterebilir. Bazı gözlerde normal sayılan değerler bile glokom hasarı yapabilirken (normal tansiyonlu glokom), bazı kişilerde ise yüksek sayılan (22-26mmHg) göz içi basıncı göze hiç zarar vermeyebilir (oküler hipertansiyon).

Bazen korneası kalın olan hastalarda ölçüm aletleri yanlış sonuç çıkarabilir bunun için kornea kalınlığı ölçümü (Pakimetre) yapmak esastır.
“Eğer optik sinir başında(HRT veya OCT ile) veya görme alanında glokom‘a ait hasarlar tespit edilirse veya drenaj açısı yapısında glokom‘a özgü değişiklikler tespit edilirse glokom teşhisi konur.”

Glokom çeşitleri nelerdir?

Açık açılı glokom: En sık görülen glokom tipidir. Toplumun yaklaşık %1’inde ve daha çok 40 yaşın üzerinde görülür. Erken dönemde hiç bir belirti vermez. Ağrı hissedilmez. Görme yavaş yavaş kaybedildiği için geç dönemlere kadar hasta bunun farkına varmayabilir. Görme kaybının farkına varıldığı zaman da hasar kalıcı hale gelmiştir. Bu, kronik bir hastalıktır. Genektir. Günümüzde kesin tedavisi yoktur, fakat eldeki imkanlarla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ya da durdurulabilir. İlaçların ömür boyu kullanılması gerekebilir, fakat yan etkileri olabilir. İlaçların kesilmesi yerine bu yan etkileri doktorunuza bildirmeniz gerekir.

Normal basınçlı glokom:

Düşük basınçlı glokom olarak da bilinir. Normal GİB’na rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı vardır. Bu kişilerde görme sinirinde bir dolaşım bozukluğu söz konusu olduğu için GİB’nın normal değerlerin de altına çekilmesi gerekir. Bir de bu durumun tam tersi vardır. GİB yüksek olmasına rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı görülmez. Buna da göz hipertansiyonu denir ve tedavi gerektirmez. Ancak ileride glokoma dönüşebileceği için takip gerekir.

Açı kapanması glokomu: Kalıtsal olabilir ve aynı ailenin farklı bireylerinde aynı anda görülebilir. Asyalılarda ve hipermetroplarda daha sıktır. Bu kişilerde ön kamara normal kişilere göre daha sığdır. Yaşlandıkça da lensin büyümesine bağlı olarak bu açı daha da daralır ve basınç yükselir. Açı tamamen kapandığında ise akut glokom meydana gelir. Akut glokomda basınç aniden yükselir. Hasta çok ağrı hisseder, hatta bulantı ve kusma olabilir. Göz kızarır, kornea su toplayarak şişer ve bulanıklaşır. Hasta ışık çevresinde haleler görür ve görme azalır. Bu, acil bir durumdur. Tedavi geciktirilirse görüş kaybedilir. Çoğu atak karanlıkta veya stresli durumlarda meydana gelir. Zira bu durumlarda göz bebeği büyür ve açı daralır. Ayrıca göz bebeğini büyüten antidepresanlar, grip ilaçları, antihistaminikler ve bulantı ilaçları da gözde ” glokom krizi “oluşturabilir. Hafif olan ataklar ışıklı ortama geçmek veya uyumakla kendiliğinden yatışabilir. Çünki bu durumlarda göz bebeği küçülür. Basınç normal düzeyine indiğinde lazer iridotomi yapılması gerekir. Yani lazerle irise bir delik açılır. Böylece arka kamaradaki sıvı ön kamaraya kolayca geçebilir. Bu girişim damlayla göz uyuşturulduktan sonra yapılır ve birkaç dakika sürer. Diğer göze de tedbir amacıyla yapılabilir. Çünki bir gözdeki açı dar olunca diğerinin de dar olma ihtimali yüksektir. Açının dar mı yoksa geniş mi olduğu gonioskopi ismi verilen bir teknikle anlaşılabilir. Tüm açı kapanması glokom‘u olan kişilerde atak meydana gelmez. Bazılarında kronik açı kapanması glokom‘u meydana gelir ve bu durumda da belirtiler az olur. İris, drenaj bölgesini yavaşça kapatır ve skar oluşur. Skar dokusu epeyce ilerleyene kadar basınç yükselmeyebilir.

Pigmenter glokom:

Bir açık açılı glokom şeklidir. Erkeklerde daha sık görülür. Genellikle 20-30 yaşlarında başlar. Miyoplarda daha sıktır. Bu kişilerde iris lense yakın olup hareketi esnasında göze renk veren pigment aköze dökülür ve gidip trabeküler ağa birikir. Böylece basınç yükselir.

Eksfoliasyon sendromu: İleri yaşlarda bazı kişilerde lens üzerinde saç kepeği gibi bir materyal birikir. İrisin hareketiyle bu materyal yerinden ayrılarak pigmentle birlikte drenaj kanallarını tıkar. Bu hastalık grubunun hem katarakt ameliyatları komplikasyonlara açıktır hem de göz tansiyonu açısından problem yaşanır.

Neovasküler glokom:

Çok ağır bir glokom şeklidir. Gözün sinir tabakasında şeker hastalığına bağlı tutulum, damar tıkanıklığı veya herhangi bir şekilde kandan beslenmesini engelleyen bir durum olduğunda gözün renkli tabakasında anormal damarlar gelişir ve bunlar ilerleyerek açıyı örterler.

Yaralanma sonrası oluşan glokom:

Göze darbe alınması, kimyasal yanıklar veya delici yaralanmalar akut veya kronik glokom‘a yol açabilir.” Sebebi genellikle drenaj sisteminin bozulmasıyla alakalıdır. Bu nedenle göz yaralanması geçiren kişilerin belli aralıklarla kontrolden geçmesi gerekir.

Doğumsal Glokom:

Doğuştan itibaren vardır. Birkaç ay içinde gözde belirgin bir büyüme, sulanma ve bulanıklaşma ile kendini belli eder. Erken cerrahi tedavi yapılmazsa hayat boyu kalıcı körlükle sonlanır.

Not:

Glokom Risleri hakkında detaylı bilgi için Glokom Risleri Nelerdir Sayfamızı Bakınız.